18 Kasım 2009 Çarşamba

Yemek isimleri ne söyler?




Uzun yıllar önce gittiğim restoranlarda ve özellikle de yurtdışında bazı yemek isimlerinin sık sık karşıma çıktığını fark eder ama anlamlarını bir türlü çözemezdim.

Daha sonra ülkemiz restoran manzarası çeşitlendikçe bu tür sık tekrarlanan yemek isimleri burada da karşıma çıkmaya başladı. Vaktiyle benim çektiğim sıkıntıyı çekmelerini istemediğim okurlarım için bazı çok yaygın yabancı isimli yemeklerin adlarının ne anlama geldiğini anlatmak istiyorum.

Alfredo: Daha çok bir makarna sosu olarak bilinen bu sos, 1920'li yıllarda restorancı Alfredo di Lello tarafından yaratılmıştır. Krema ya da beşamel sos ile tereyağı ve peynirin karıştırılması ile elde edilir. Örnek: Fettuccine Alfredo.

Amandine: Bademle yapılmış anlamına gelir. Ya bademe bulanmış ya da üzerine badem serpilmiş olan yemeklere verilen bir isimdir. Örnek: Tavuk Amandine (Almondine).

Au Gratin (O'Graten): Peynir ve/veya ekmek kırıntıları ile kaplanıp üstten ızgarayla veya fırında eritip çıtır hele getirme işlemine verilen isimdir. Peynirli beşamel sos ile kaplayarak fırınlamak da bu anlama gelir. Örnek: Karnabahar O'Graten.

Bruschetta: Duruma göre ‘Brusketta' veya ‘Bruşetta' diye okunur. Kızarmış ekmek dilimi üzerine sarmısak, domates ve taze fesleğen karışımı sürülerek yapılan bir kanepedir.

Carbonara: ‘Karbonara' okunur. Eskiden İtalya'da kömür madeninde çalışan işçilerin geliştirdiği bir yemekmiş. O nedenle ‘karbon' kelimesini içerir. Bir makarna sosudur. İçinde yumurta, krema ve beykın ile parmesan peyniri bulunur. Örnek: Spagetti Karbonara.

Cordon Bleu: ‘Kordon Blö' okunur. Fransızca'da ‘mavi kurdele' anlamına gelen bir kelimedir. Ayrıcalıklı şeflere verilen bir ödüldür bu. İnce dövülmüş bir etin içine giren dolgu malzemesi olup, gruyer peyniri ile jambon ya da prosciotto'dan oluşur. Örnek: Tavuk Cordon Bleu.

Creole: ‘Kriyol' okunur. ABD'nin New Orleans şehrinin pişirme tarzına verilen isimdir. Bu şehir geçmişte Fransız işgalinde kalmış olan bir yer olduğundan, mutfaklarında Fransız etkileri yaygın olarak görülür. Creole mutfağı da işte Fransız etkisinde kalmış olan Güney mutfağıdır. Çok yaygın olarak kullandıkları bir de Creole baharatı vardır ki bu da muhtelif biberlerin kurutulmuş bir karışımıdır.

Florentine: ‘Florentin' okunur. İtalya'nın Floransa şehrinin tarzı anlamına gelir. Yani ‘Floransa usulü' anlamına. İsmi ‘Florentin' olan yemeklerin içinde mutlaka ıspanak bulunur ve çoğu zaman da beyaz sos. Örnek: Tavuk Florentin.

Kiev: Bizde genelde ‘Kievski' şeklinde kullanılan bu isimdeki yemek, maydanozla karıştırılmış ve dondurulmuş tereyağının etrafını ince bir tavuk eti ile sarıp, sonra da bunu ekmek kırıntılarına bulayıp kızartmayı içeren bir yemektir.

Marinara: Domates, sarmısak, soğan ile taze fesleğen ve taze kekik ile yapılan bir sostur.

Niçoise: ‘Nisuaz' okunur. ‘Nice şehrinde hazırlandığı şekilde' anlamına gelir. Bu yemeklerin içinde tipik olarak zeytin, ançuez ve domates bulunur. Örnek: Nisuaz Salatası (Salad Nicoise).

Parmigiana: İtalya'nın yalnızca Parma kentinde üretilen Parmigiano-Reggiano peynirinden yapılan yemeklere verilen isimdir. Diğer tür parmesan peynirleri kullanılarak da yapılabilirler. Bu yemekler peynir ve ekmek kırıntıları ile kaplanıp kızartılarak hazırlanırlar. Örnek: Patlıcan Parmigiana.

Pavlova: Yumurta beyazından yapılan ve fırında çıtır hale gelene dek pişirilen bir mereng (beze) içine çırpılmış krema ve meyve doldurulmak suretiyle hazırlanır. Ünlü Rus balerini Anna Pavlova'nın adını taşır. Sebebi de, Pavlova'nın giydiği kabarık balerin eteklerine (tütü) benzemesidir.

Primavera: İtalyanca'da ‘ilkbahar tarzı' anlamına gelen bir kelimedir. Genellikle taze ve mevsimsel sebzeler kullanılarak yapılan yemeklere verilen bir isimdir.

Provençal: ‘Provensal' okunur. Fransa'nın güneyindeki ‘Provence bölgesinin tarzında' anlamına gelir. Provensal yemeklerde genellikle domates, sarmısak, sardalye ve zeytinyağı bulunur.

Stroganoff: İnce kesilmiş bonfile şeritleri, ekşitilmiş taze krema, mantar ve tereyağı ile yapılan oldukça ‘zengin' bir yemektir. 1890'lı yıllarda St. Petersburg'da düzenlenen bir aşçılık yarışmasında birincilik ödülünü kazanan şefin verdiği bir isimdir. Şef, o sırada Rusya'nın soylu ve ünlü bir ailesi olan Kont Pavel Aleksandroviç Stroganov'un malikanesinde çalışıyormuş ve patronunun ismini bu yemeğe vermiş: Böf Stroganoff.

Tandoori: ‘Tanduğri' okunur ve ‘tandır' anlamına gelir. Çok ünlü bir Hint yemeğinin ismidir. Bu aslında geleneksel bir Hint yemek pişirme metodunun adıdır. Bu yöntemde yemekler, tandır adı verilen tuğla kaplanmış çukur fırınlarda pişirilir. En ünlü örnek Tavuk Tanduri'dir.

Teriyaki: Ünlü bir Japon yemeğinin adıdır. Bu yemekte bir çeşit et, içinde soya sos, zencefil ve şeri olan bir karışımda marine edilir ve ardından ızgarada pişirilir. Örnek: Tavuk Teriyaki.

Verde: İspanyolca'da ‘yeşil' anlamına gelen bir kelimedir. Genelde ıspanak ile renklendirilen ve soğuk balık yemeklerinin üzerine dökülen bir sos türü için kullanılan bir isimdir.

Yazan: ARMAN KIRIM

14 Kasım 2009 Cumartesi

DAHA NE KADAR GDO'LU ÜRÜN YİYECEĞİZ!?
























BİR YILMAZ ÖZDİL YAZISIDIR:

Annaneniz öpülesi elleri parçalanırcasına, ovalaya ovalaya tarhana yaparken, siz, “Aman annane be, boş versene” deyip, marketten hazır çorba alıyordunuz ya... Annane rahmetli oldu ve siz, o tarhananın tarifini annaneden alıp, bir kenara yazmadınız ya... İşte o nedenle, siz, genetiği değiştirilmiş organizma yemekten kurtulamazsınız maalesef.

Ne verirlerse...Onu yiyeceksiniz.

Kız evlat yetiştiriyorsunuz, en iyi okullara gönderiyorsunuz... Piyano çalıyor, İngilizce konuşuyor, Grammy alanları tek tek biliyor. Bilmeli... Ama alt tarafı limon, şeker ve su kullanıp, limonata yapmasını bilmiyor! Yoğurdu çırpıp, ayran yapamıyor, ayran... İşte o nedenle, kızınız, genetiği değiştirilmiş meşrubat içmeye mahkûm maalesef... Torunlarınız da.





devamını merak ediyor musunuz!!! Buraya tıklayın...

OĞLUMA MASAL




































Bu gün Oğlumun DOĞUMGÜNÜ....


Canım benim iyi ki doğdun ve iyi ki varsın.

Minik tosbaa'm 5 yaşına girdi... Koskoca(!!) 4 yılı geride bıraktı:))

Fotoğraf, okulunda kutladığımız
doğumgünü için hazırladığım pasta ve arkadaşlarına dağıttığı hediye kurabiye ile bonibonlara ait....

OĞLUMA MASAL

Bir varmış, bir yokmuş, oğlum, yeryüzünün birbirinden ırak üç bucağında bir boyda, bir yaşta üç delikanlı varmış, oğlum. Yeryüzünün üç bucağındaki üç delikanlı ne birbirlerini görmüşlermiş, oğlum, ne de birbirlerinin adını sanını duymuşlarmış.

Gel gelelim, yeryüzünün birbirinden uzak üç bucağında yaşayan bu üç delikanlı, “sonsuz sağlık” tasını bulmak için bir saatte, bir günde, bir yılda yurtlarından yola çıkmışlarmış, oğlum...

“Sonsuz sağlık” tası dağlarla dağların ardında, kanlı bir kuyunun içindeymiş. Dağlarla dağların ardındaki kanlı kuyuda gizlenen “sonsuz sağlık” tasını bulmak için birbirinden ırak üç ülkede yaşayan üç delikanlı birbirinden ayrı üç yola sapmışlar, oğlum.

Birinci delikanlı yürümüş, yürümüş, aşınmış demir çarıkları, demir sopası, bir söğüt dalı gibi incelmiş, yolunun yarısında oturmuş biraz dinleneyim diye. Gözleri kapanmış yorgunluktan birinci delikanlının. Bir de birinci delikanlı uyanmış ki, oğlum, başucunda elleri kınalı, gözleri sürmeli güzeller güzeli bir kız duruyor. Kız: “Böyle nereye delikanlı?” demiş. Delikanlı: “Sonsuz sağlık tasını bulmaya” demiş. Kız: “Sonsuz sağlık tası dağlarla dağların ardındaki kanlı kuyudadır. Oraya ulaşmaya yaşaman yetmez. Günleri sayılı olanlar, sayılı günlerini tatlı geçirmeli. Sen arısın, ben çiçek. Burada benimle kal. Balımı al,” demiş.

Birinci delikanlı eğmiş başını, oğlum. Kalmış yolda.

Birinci delikanlı yarı yolda kalmışken, ikinci delikanlı yürür de yürürmüş, yürür de yürürmüş. Yorulup uyuyakalmayayım diye bir yandan bıçağıyla yaralar açarmış gövdesinde, bir yandan da yaralara tuz ekermiş. Ağrıları öyle çokmuş ki ikinci delikanlının, oğlum, yorgunluğu duymamış; yalnız susuzluktan dili yapışmış damağına. Öyle susamış ki ikinci delikanlı, oğlum, karşıda pırıl pırıl yanan bir su görünce tutamamış kendini koşmuş suyun başına. Su güneşin altında altın gibi ışıldarmış. İkinci delikanlı bir yudum içmiş altın sudan, öyle bir serinlik duymuş ki oğlum, bir daha su başından ayrılmamış. Kalmış yolun üçte ikisinde.

Birinci delikanlı yarı yolda, ikincisi yolun üçte ikisinde kalmışlarken, üçüncü delikanlı yürürmüş. Susarmış, içmezmiş yoluna çıkan ışıltılı sudan; yorulurmuş, dinlenmezmiş elleri kınalı, gözleri sürmeli güzeller güzelinin dizinde... Yürümüş de yürümüş, yürümüş de yürümüş. Böyle yürüyen sona erer, oğlum.


Sen de onun gibi yorulmadan, sen de onun gibi inanarak yürü, oğlum. İnanan sona erer...










Nâzım Hikmet, Masallar, Hikayeler


KAKAOLU KURABİYE

MALZEMELER:

150 gr tereyağ

1.5 su bardağı un

1/2 su bardağı kakao

1 su bardağı şeker

2 çay kaşığı kabartma tozu

1/2 paket vanilya

3 yemek kaşığı süt


YAPILIŞI:

Oda sıcaklığındaki tereyağ ile diğer malzemeleri karıştırın.

Hamur toplanınca yağlı kağıt arasında açın.

Kalıplarla kesin.

Kağıda yapışıyorsa biraz buzdolabında bekletin.

180 dereceye ısınmış fırında 8-10 dakika pişirin.

Tepsinin dışında soğumaya bırakın.

Afiyet olsun...


29 Aralık 2008 Pazartesi

Glitter Words


Yeni yıl için önce derin bir nefes alın. Öyle ki 365 gün yetsin
Yeni yılda sevin. Ama koşulsuzca seven bir kalbiniz olsun
Yeni yılda spor yapın. Öyle ki zinde bir vücutla geçirin günlerinizi
Yeni yılda zihninizi açın. Olumsuzluk düşünerek geçen bir gününüz olmasın
Yeni yılda yemek yiyin. Yiyin ama yediklerinizden zevk alın
Kısacası yeni yılı yaşayın . Ama yaşadığınızdan keyif alın.

Mutluluk, huzur,sevgi ve bereket dolu bir 2009 yılı geçirmeniz dileklerimle


Ç e r k e z k ı z ı

17 Aralık 2008 Çarşamba

BİRAZ ARA VERİYORUM

ÖNCE MÜZİK ....





MySpace background: CoolSpaceTricks.com

7 Aralık 2008 Pazar

16 Ekim 2008 Perşembe

BU 3 BEYAZI MUTLAKA TÜKETİN.


Kış geliyor ve 3 beyaz sahnede; karnabahar,lahana,pırasa....

(*Diğer seçenekler için sebzelerin üzerine tıklayınız*)

Bol bol tüketeceğimiz sebzeler bunlar.Dolayısıyla çeşitlilik önem arz ediyor.

Karnabahar çeşitlerine gelince aşağıdaki seçenek gerçekten nefis. Mutlaka denemelisiniz...

Tarif Lezzet dergisinden...



KARNABAHAR ÇORBASI

MALZEMELER:

1 adet karnabahar

1 adet kuru soğan

1 diş sarımsak

1 tatlı kaşığı hardal tozu

1 çay kaşığı muskat rendesi

1 su bardağı kaşar peyniri rendesi

2 su bardağıTavuk suyu

1 su bardağı süt

1 litre su

Zeytinyağ

Üzeri için:

Kırmızı pul biber

Tereyağ

Deniz tuzu

YAPILIŞI:

Soğanı yemeklik doğrayın.

Zeytinyağda kavurun.

Doğranmış Sarımsağı ekleyin.

Baharatları ve tuzunu koyun.

Tavuk suyunu ve suyu ekleyin.

Karnabaharı küçük küçük doğrayıp suya katın.

Haşlanana kadar pişirin.

Blender ile pütürsüz olana kadar parçalayın.

Kaşar peyniri ve sütü ekleyin.

Bir taşım daha kaynatın.

Tereyağda kırmızı biberi kavurun.

Servis yaparken çorbanın üzerine dökün.

Afiyet olsun.

15 Ekim 2008 Çarşamba

ARTIK KİLO ALMAK İSTEMİYORUM HATTA VERMEK İSİYORUM DİYORSANIZ....


KİLO VERMEKTEKİ Esas amaç, kişiyi şişman olmasına neden olan günlük yiyecek ve içeceklerden ve bunların verdikleri kalorilerden günde 250 ile 500 kalori daha az almasını sağlamaktır.

Böylece günde 250 kalori haftada 1750 kalori eder, bu da haftada 250 gram zayıflamak demektir.

Eğer günde 500 kalori daha az alınırsa, haftada (500X7 = 3500) kalori eder ki, bu da haftada yarım kilo zayıflamak demektir.

HANGİ BESİN KAÇ KALORİ ÖĞRENMEK İÇİN BURAYA TIKLAYIN


Şu halde, bizim Önerimize göre, günde ortalama 2400 veya 2500 kalori alan bir kişiyi, bundan, günde yalnız 500 kaloriyi kısıtlamaya davet etmektir.

Diğer bir deyimle, günlük alıştığı yiyecek ve içeceklerden % 20 veya % 25 kısıtlayıp daha az yiyecek ve içecektir.

Bu da, kolay ve hiç de zor olmayan bir rejimdir.

Zayıflamaya kararlı bir kişi, kalori değerleri yüksek olan yiyecek ve içecekleri, özellikle yağ ve yağlı besinleri azaltarak, doyuran ve fakat kalori değerleri daha az olanlardan nispeten daha fazla yemeli ve fakat bunlarda da ölçüyü kaçırmamalı.

Aksi takdirde, zayıflama yerine kilo alınır.

DİKKAT:

İdrar söktürücü ilaçlar, terletici sıcak banyolar sadece vücuttaki su kaybına neden olur.

Bunun da zayıflama ile hiçbir ilgisi yoktur.

Çünkü bir müddet sonra, vücut yitirdiği suyu yine tutar.

Hamam ve saunalardan sağlanan kilo vermeler de böyledir.

Kaybolan kiloların büyük kısmı sudur ve bu da sonradan yine alınır.

Şu halde, hamamlar ve sauna, hareket ve kan dolaşımı açılarından yararlı, zayıflama açısından verdiği sevinç, geçicidir, idrar söktürücü ilaç­larla ilgili bir husus da, bunların sürekli alındığında böbreklerin etkilendiği kanıtlanmıştır.

kaynak

DİKKAT

Kısa sürede zayıflamak isteyen kadınların başvurdukları yanlış yöntemler ,özellikle kas ve su kaybettiren yöntemlerden bazıları...
Akupunktur iğneleri, yanında verilecek düşük enerjili diyet listesine kişinin kendini hazır hissetmesini sağlar. Kilo verdirir, bu kilolar
aynı hızda geri alınır.

Pasif jimnastik aletleri kilo vermeyi sağlamaz, sadece ince görünmeyi sağlar.

Zayıflama çayları sadece su kaybettirir, kişi kendini zayıflamış hisseder. Vücut kaybettiği sıvıyı yerine koyduğu vakit kilolar geri gelmiş olur. Yaşanacak bağırsak tembelliği (kabızlık) ise cabası.
Tek tip besine dayalı diyetler bıkkınlık sağlar, kişide diyet sonrası aşırı besin ve kilo alımı görülür. Kaybedilen kas ve su da işin diğer bir boyutu.
Zayıflama ilaçları hekim kontrolünde alınmadığı taktirde kanser hatta ölüm gibi çok ciddi sonuçlara neden olmaktadır. Zaten tek başına alınan zayıflama ilacının bir etkinliği yoktur.
3 aylık diyet ve egzersiz tedavisine yanıt alınamadığı durumlarda destek olarak kullanılmalıdır.
Zayıflama eşofmanları ve Sauna şortlar sadece su kaybı sağlar. Zayıflamada önemli olan yağ kaybıdır


Başarısızlıkla sonlanmış her diyet vücutta zayıflamaya karşı direnç oluşmasına yol açar ve daha fazla kilo almaya neden olur. Sürekli kilo alıp vermektense, kilonuzu sabit tutmanız daha sağlıklı !

kaynak

DİP NOT:internet üzerinden hangi bilgiyi okursanız okuyun siz yine de doktor ya da diyetisyeninize danışmadan hiç birini uygulamayın.

13 Ekim 2008 Pazartesi

BAYAT EKMEKLE TATLI YAPALIM !!!

Evdeki bayat ekmeklerinizi hafif kuruduklarında rondo gibi bir parçalayıcı içine atarak galeta unu kıvamına getirin.
Şimdi de aşağıdaki tarifi uygulayarak tatlınızı yapın...

BAYAT EKMEK TATLISI

Malzemeleri:

3 yumurta

¾ su bardağı tozseker

¾ su bardağı sıvı yag

¾ su bardağı çekilmiş bayat ekmek

¾ su bardağı çekilmiş ceviz içi

1 paket kabartma tozu

1 paket vanilya

Şerbeti:

1 su bardağı tozşeker

1.5 su bardağı su

Üzerine :

1 su bardağı süt ile yapılan

Kakaoulu puding


Yapılışı:

Önce şerbeti hazırlayın.

Su ve şekeri karıştırıp kaynatın ve 10 dakika daha ateşte bırakın.

Şerbet soğurken kek hamurunu hazırlayın.

Yumurtalarla sekeri 10 dakika kadar mikser ile çırpın.

Daha sonra sırayla diger malzemeleri de katarak bir kaşıkla karıştırın


Karışımı kalıba dokup (20x20 kare kalıp )175 derecede 40 dakika kadar pisirin.

Kek biraz ılıyınca şerbetini dökün.


Kakaolu pudingi hazırlayıp şerbetli kekin üzerine yayın.

Soğumaya bırakın.

Hindistan cevizi ile süsleyip servis yapın.

Afiyet olsun.

1 Ekim 2008 Çarşamba

BEN YATIYORUM

Akşam annemle babam televizyon seyrediyorlardı.

Annem, 'Geç oldu,' dedi, 'zaten yorgunum, ben yatıyorum.'
Annem kalktı, mutfağa gitti.
Çerez-meyve tabaklarını çalkaladı kaldırdı.
Sabaha hazır olsun diye çaydanlığı doldurdu, demliğe çay koydu.
Şekerliğe baktı, dibinde az kalmış, üstüne ekledi.
Kahvaltı için buzluktan ekmek çıkardı, akşam yemeği için çözülsün diye de
eti aşağıya koydu.
Kahvaltı masasını hazırlamak için masanın üstündekileri topladı.
Telefonu şarja koydu, telefon defterini kapatıp yerine koydu.
Sonra çamaşır makinesinden ıslak çamaşırları çıkarıp astı ve makineyi
tekrar doldurdu.
Banyodaki çöp sepetini boşalttı.
Islak bir havluyu kurusun diye duş perdesinin borusuna astı.
Bir gömlek ütüledi, kopuk düğmesini dikti.Çiçekleri suladı.
Esneyerek gerindi ve yatak odasının yolunu tuttu.
Çalışma masasının yanından geçerken durdu, öğretmene tezkere yazdı, okul
gezisi için para sayıp ayırdı,
eğildi, sandalyenin altına girmiş ders kitabını aldı, masanın üstüne
koydu.
Kek tarifleri defterini çıkardı,arkadaşına söz verdiği tarifi bir kağıda
yazdı, çantasına koydu.
Bakkaldan alınacakları not etti, notu da çantasına koydu.
Sonra gitti, 3'ü 1 arada temizleme losyonuyla yüzünü yıkadı,dişlerini
fırçaladı.
Gece kremini ve kırışık önleyici nemlendiricisini sürdü.
Tırnaklarına baktı, törpüledi.
İçeriden 'sen yatmaya gitmemiş mıydın' diye seslenen babama 'şimdi
gidiyorum' deyip köpeğin su kabını doldurdu.
Kapıları pencereleri kontrol etti, holdeki lambayı yaktı.
Kardeşimin odasına gitti, oğlan uyumuş, lambasını söndürdü, bilgisayarını
kapattı,
gömleğini astı, yerdeki kirli çorapları toplayıp sepete attı.
Bana geldi, 'haydi yat artık, biraz da yarın çalışırsın,' dedi.
Kendi odasına gitti, saati kurdu, ertesi gün giyeceklerini hazırladı.
6 maddelik acil işler listesine 3 madde daha ekledi.
Kendi kendine iyi geceler diledi, hayallerinin gerçekleştiğini gözünün
önüne getirdi.
İşte o sırada babam televizyonu kapattı, ortaya öylece bir 'ben yatıyorum'
dedi ve gitti yattı.
Sizce bu işte bir gariplik yok mu?

Kadınların neden daha uzun yaşadığını merak etmiyor musunuz?
ÇÜNKÜ BİZİM YAPIMIZ UZUN ÇEKİŞLİ
(ve işimizi bitirmeden öyle çabuk çabuk ölemeyiz)!
Şimdi bu yazıyı tanıdığınız olağanüstü kadınlara gönderin - emin olun,
hepsi bayılacaktır.
SONRA DA ARTIK YATIN !

Nermin C.
kaynak: arkadaşımdan gelen bir e-mail'den alıntı...