1 Haziran 2008 Pazar

BİO GILNIŞ

Her şeyin hazırı var diyordum ve pek şaşırmıyordum ama taa ki gılnışın hazırı ile karşılaşana kadar...
Eminim benim gibi çerkez olanlar da şaşıracaktır. Çerkez yemekleri yapan yerler ve çerkez olmayıp da bu yemeği layıkıyla yapanlar tamam da fabrikasyon gılnış beni çok şaşırttı...


Üzerinde gılnış yazmıyor tabi ki ... Makarna usulu pişirin diyor ama gılnışı tanıyanlar bildikleri usulden pişirebilirler.

Yanına da haşlanmış tavuk veya dana eti ni koyunca işte size kolay gılnış.


Neden bio-gılnış diye soracak olursanız işte cevabı:

Üzerinde yazdığına göre organik buğdayla üretilmiş bir ürün. Yani ekolojik, biyolojik ve organik tarımla üretilmiş...


Organik bile olsa bu gıda için benim tercihim ellerimizle yapılmış olanı tabi ki...

27 Mayıs 2008 Salı

EL YAPIMI ÇİLEK REÇELİ


Çilek zamanı geçmeden çilek reçeli yapmamak olmaz tabi ki...
Hafta sonu semt pazarından aldığım yerli çilekler mis gibi kokuyorlar.
Ben hem çilek reçeli yaptım hem de çilek sosu.
Bu gün reçel sunumumuz var sos ise başka bir zaman başka bir eşlikçi ile....

Bir hafta sonu kahvaltısına beklerim "hand made" yani el yapımı reçellerimi zeytinli ekmek ve tereyağ eşliğinde tatmak için.

Bu arada Afyon'da olsaydık masada tereyağın yerini kaymak çoktan almış olurdu tabiki :))

YAPILIŞI:
500 gr çilek için 250 gr tozşeker ekledim.
Şekeri çileğin üzerine döküp bir gece beklettim.
Şeker eriyince bir tencerede kaynattım.
İstediğim kıvama gelince 1-2 çay kaşığı limon suyu ekledim.
Bir taşım daha kaynatıp biraz soğuyunca kavanozlara doldurdum.

Afiyet olsun.

İşte aşağıdaki tarif de zeytinli ekmek tarifi ::

ZEYTİNLİ EKMEK

MALZEMELER:

300 ml su

1 yemek kaşığı tozşeker

1 yemek kaşığı zeytinyağ

1 tatlı kaşığı tuz

500 gr kepekli un

2 tatlı kaşığı İnstant kuru maya

10 adet küçük doğranmış zeytin

1 tatlı kaşığı kuru nane

YAPILIŞI:

Ekmek makinesinin kabına sırasıyla malzemeleri yerleştirin

Makinede mayalama programını seçin yada hamuru bir kap içinde karıştırıp 45 dakika mayalanmasını sağlayın.

Mayalanan hamura istediğiniz şekli verip fırın tepsisine dizin.

200 dereceye ısınmış fırında 30- 40 dakika üzerleri kızarana kadar pişirin.

Ya da benim gibi ekmek makinenizde tam ekmek(750 gr) pişirme modunu seçin.

Makineniz hem yoğursun, hem mayalasın, hem de pişirsin

Afiyet olsun.

16 Mayıs 2008 Cuma

KIŞ HAZIRLIKLARI -1


Bahar ayları gelmeye başlayınca kışlıklar için de hazırlıklar başlar.

Mayıs ayında da yapabileceğiniz hazırlıklar içinde ilki kışlık yaprak hazırlamak.

Pazardan yapraklarınızı taze taze alın.
Yada bir asma ağacından ellerinizle toplayın.
Parçalanmış ve çok sert olanları ayıklayın.
Üst üste gelecek şekilde dizin.
Sıcak suda çok az haşlayıp kavanozlara doldurun.
Üzerine tuzlu su dökerek güneş görmeyen serin bir yere kaldırın.

Kışın da,saracağınız dolmaları afiyetle yiyin...

10 Mayıs 2008 Cumartesi

ANNELER GÜNÜ

Yarın "Anneler Günü"...
Anneme bu yıl "Anneler Günü'nde" ne almalıyım diye düşünmek yerine doğru mutfağa koşun.

Yapın kakaolu ve sulu muffinlerinizi,koyun şık bir kutuya,seni düşündüm,senin için yaptım deyin ve kucaklayın annenizi...
İnanın bu yumuşacık muffinlerden bir ısırık aldığında , onun o yumuşacık kalbinden dökülen kelimeler, ayağınızı yerden kesecek.

Mutfağa girdiniz ama dolapta ne süt ne de yoğurt var. Muffin falan yapamam demeyin.İşte size suyla yapabileceğiniz bir tarif... Süt tozunuz varsa kolları sıvayın. İşte tarif...

Tüm annelerin ve anne adaylarının Anneler Günü kutlu olsun.

2007 çerkezkızı ve anneler günü için buraya tıklayınız


SULU MUFFİN15 adet

MALZEMELER:

2 yumurta

250 gr tozşeker

200 ml zeytinyağ

200 ml su

3 yemek kaşığı süttozu

500 gr un

1 paket kabartma tozu

1 paket vanilya

2 yemek kaşığı kakao

YAPILIŞI:

Bir kap içinde önce yumurta ve şekeri karıştırın

Sonra diğer malzemeleri yukarıdaki sırayla ekleyin.

Karıştırmaya devam edin.

Koyu ama akışkan olan hamuru muffin kaplarına paylaştırın.

150 dereceye ısınmış fırında yaklaşık 45 dakika pişirin.

Bir bıçak batırarak içinin piştiğinden emin olun .

Soğuyunca kalıplardan çıkarıp servis yapın.

Afiyet olsun.

Muffinleri krema veya kremşanti ile süsleyebilirsiniz.



Yanında da, tam da mevsimi gelmişken, birazcık çilek götürmeyi ihmal etmeyin.

diğer muffin tarifim için buraya tıklayınız.

9 Mayıs 2008 Cuma

PATATESLİ GARNİTÜR


Artık benim için yemeği yapıp fotoğrafını çekmek hiç kolay değil.

Bizim “zeytin” tadına bakmak için sabredemiyor ve bakıyor.

Tabi ki elleri de objektife takılıyor.

Sanki tadı daha bi güzel oluyor. Ne dersiniz!!

YAPILIŞI

Önce patatesleri haşlayın,soyun,iri iri doğrayın.

Bir tavada, soyulup yıkanmış ve doğranmış mantarları, zeytinyağı ile soteleyin.

Üzerine yeşil biberleri ince ince doğrayıp ekleyin.

Taze soğanları da doğrayıp biberler pişince ekleyin.

Patatesleri katıp tuz,karabiber ve sumak serpin.

Tavayı sallayarak karıştırın.

Tadların birbirine karıştığına emin olunca altını kapatın.

Garnitürünüz hazır.

Et,tavuk ve balık yanında sunabilirsiniz.

Afiyet olsun.

6 Mayıs 2008 Salı

KELEBEK ETKİSİ

Uzun bir aradan sonra yeniden merhaba;


Yeni,yeniden,yenilik, yenilenme … v.b. kelimelerle başlamak istedim.

Çünkü baharın gelişi ile yeni bir şeyler yapmaya,yenilenmeye çalışıyorum.

Sağlıklı yaşam ve sağlıklı bir hayat istiyorum.

Oğluma da örnek olmak istiyorum.

O daha 2.5 yaşında ama ağaç yaşken eğilir değil mi?

O büyüdükçe onu bekleyen yaşamın zorluklarını da daha fazla görmeye başladım.

Bir şeyleri yap demek ,ona öğütler vererek doğruları öğretmek bu günün şartlarında doğan ve büyüyen bu afacanlar için geçerli bir yol değil.

Sadece ve sadece kendi yaşamlarımızla onlara örnek olabiliriz ve sadece örnek olarak onlara doğruları öğretebiliriz.

Onlara doğru beslenmeyi ancak kendimiz doğru beslenirsek öğretebiliriz. Kendimiz su tüketmiyorsak ona bunun gerekliliğini öğretemez, spor yapmıyorsak ona spor yap diyemeyiz öyle değil mi??

Tasarruflu değilsek ona tasarrufu öğretemeyeceğimiz gibi , anne babamızı,akrabalarımızı,arkadaşlarımızı,yaşlılarımızı….kısacası insanları önemsemiyor, değer vermiyorsak ona bizi önemsemesini ve insana değer vermesini öğretemeyiz…

Bir tek ben bunu yaptığımda ne olacak demeyin . Bir tek kişinin zamanında yaşamı doğru kavraması,hayatı doğru ve dürüst yaşaması, sağlıklı ve bilinçli bir varlık olması kişiyi ve dolayısıyla dünyayı nasıl etkileyecek biliyor musunuz ?!!

Kelebek etkisi ile…

** James Gleick'in Tübitak yayınlarından çıkan kitabı "Kaos"ta çağdaş fiziğin kavramlarından "Kelebek etkisi" şöyle tanımlanıyor: "Bugün Pekin'de kanatlarını çırpan bir kelebeğin havada oluşturduğu dalgalar gelecek ay New York'ta fırtına sistemlerine dönüşebilir."Aynı yayınevinin "Rastlantı ve Kaos" adlı kitabı ise Edward Lorenz'in "kelebek etkisi" kavramını "Bir kelebeğin kanat çırpmaları bile belli bir süre sonra atmosferin durumunu tümüyle değiştirebilir" diye açıklıyor. Kaynak

Yukarıdaki kitapların dışında konu ilginizi çekti ise Kelebek Etkisi filmini de mutlaka izlemelisiniz. Bir çocuğun küçükken yaşadıklarının gelecekteki etkilerini,bir kartopunun nasıl bir çığa dönüşebileceğini mutlaka görmelisiniz….

Sevgiyle ve sağlıkla kalın...



14 Şubat 2008 Perşembe

MOLA....



Bugunlerde herkes gitmek istiyor.

Küçük bir sahil kasabasina,bir baska ülkeye,daglara, uzaklara...

Hayatindan memnun olan yok. Kiminle konussam ayni sey...

Her seyi, herkesi birakip gitme istegi.

Öyle ''yanina almak istedigi üç sey'' falan yok.

Bir kendisi.

Bu yeter zaten. Her seyi, herkesi götürdün demektir.

Keske kendini birakip gidebilse insan.

Ama olmuyor.

Hadi kendimize raziyiz diyelim, öteki de olmuyor.

ani her seyi yüzüstü birakmak göze alinamiyor.

Böyle gidiyor iste. Bir yanimiz ''kalk gidelim'',

öbür yanimiz "otur'' diyor.

''Otur'' diyen kazaniyor. O yan kalabalik zira.

Is, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile, güvende olma duygusu..

En kötüsü aliskanlik.

Aliskanligin verdigi rahatlik, monotonlugun dogurdugu bikkinligi

yeniyor. Kaliyoruz.

Kus olup uçmak isterken agaç olup kök saliyoruz.

Evlenmeler...

Bir çocuk daha dogurmalar...

Borçlara girmeler...

Bir köpek bile bizi uçmaktan alikoyabiliyor.

Misal, ben...

Kapidaki Rex'i birakip gidemiyorum. Degil bu sehirden gitmek,

iki sokak öteye tasinamiyorum. Alip götürsem gelmez ki...

Bütün sokagin köpegi oldugunun farkinda.

Herkes onu, o herkesi seviyor.

Hangi birimizle gitsin?

''Sirtinda yumurta küfesi olmak'' diye bir deyim vardir;

evet, sirtimizda yumurta küfesi var hepimizin.

Kendi imalatimiz küfeler.

Ama egreti de yasanmaz ki bu dünyada. Ölüm var zira.

Ölüme inat tutunmak lazim. Inadina kök salmak lazim.

Bari ufak kaçislar yapabilsek.

Var tabii yapanlar. Ama az. Sadece kaymak tabakasi.

Hepimiz kaçabilsek...

Bütçe, zaman, keyif...

Denk olsa. Gün içinde mesela...

Küçücük gitmeler yapabilsek.

Ne mümkün.

Sabah 09.00, aksam 18.00.

Sonra baska mecburiyetler.

Sıkışıp kaldık.

Sirf yeme, içme, barinmanin bedeli bu kadar agir olmamali.

Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.

Bir ömür karsiligi bir ömür yani.

Ne saçma.

Bahar midir bizi bu hale getiren?

Galiba.

Ben her bahar ásik olmam ama her bahar gitmek isterim.

Gittigim olmadi hiç.

Ama olsun... Istemek de güzel.

CAN YÜCEL


foto kaynak

11 Şubat 2008 Pazartesi

MİM:NEFESİMİ KESECEK ANLAR



Başlangıç noktası fikir atölyesi olan ancak Yeşim tarafından mimlendiğim sorulara cevap vermek pek kolay olmadı...
Kolay değildi ama çok keyifliydi.
İşte sorular ve cevaplarım:

Nefesimi kesecek anlar;

1. “İşte Bunlar” Listesi:

F1 pilotu olmak.Bir seferliğine tabi ki :))

Paraşütle atlamak.

Geçen zamanı düşünmeden günlerce sadece resim yapmakla uğraşmak.

Oğlumla vakit geçirebileceğimiz kocaman bir oyun ve hobi bahçesi kurmak.

Oğlumun büyüdüğünü ve hayırlı bir evlat olduğunu görmek.

Planını benim çizdiğim bir evde yaşamak.

2. Bunlar da yapmayı neden beklediğimi bilmediklerim:

Fotoğrafçılık ,Web tasarımı ve bilgisayar kursuna gitmek

3. Bir daha dünyaya gelsem ve seçme şansım olsa…

Mesleğimi değiştirirdim.Güzel sanatlar(resim) ve mimarlık eğitimleri alırdım.

Hayatımı da aynen değiştirmeden, yine yaşamak isterdim


Eğer kabul ederlerse ve hala mimlenmedilerse, ben de Serap , Alev ve Aybike'yi mimlemek veya sobelemek istiyorum. Cevaplarınızı merakla bekliyorum.

7 Şubat 2008 Perşembe

ç e r k e z k ı z ı b i r y a ş ı n d a



Tam 1 yıl öncesi:

Oğlumun doğumuyla iş hayatıma bir süreliğine ara vermişken;
Canım sıkılıp ne yapsam diye düşünürken;
İnternette dolaşıp yemek bloglarını gezerken;
Ben de bir web sitesi kurabilir miyim derken;
Blogcu ile tanıştım…

Hemen mutfağa koşup ilk tarifimi; irmikli muhallebiyi yaptım
Heyecanla fotoğrafını çektim
Hemen yayınladım.

Derken ikinci,üçüncü tarifler geldi..

100.tarifden sonra blogspota taşındım.

Birinci yılın sonunda 156 adet tarif ve yazı ile bir çok arkadaş edindim.
İade-i ziyaretlerde vakitsizlikten dolayı sıkıntı yaşasam da ;tanıdığım ve hiç tanımadığım ama gönülden tanıyıp sevdiğim arkadaşlarıma , çerkezkızına
yaptıkları ziyaret ve yazdıkları yorumlar için çok teşekkür ediyorum .

Blog’u olan arkadaşlarım bu mesajların önemini ve gücünü mutlaka biliyorlar ve anlıyorlardır.

İsterdim ki bu güzel günde bir arada olalım ve birlikte kutlayalım ama bu mümkün değil.
Fakat aşağıdaki resimde PLAY yazısını tıklarsanız bu günü paylaşabiliriz .
Bilgisayarınızın sesini açmayı unutmayın...

ÇERKEZKIZI




1 Şubat 2008 Cuma

AYIN ŞEFİ KİM ?



Ayın şefi yeni bir etkinlik. Hazırlayan ise Alev.

Ocak ayındakine katılamamıştım .

Her ay, farklı 3 malzeme ile hazırlanan tariflerle katılabiliyorsunuz bu etkinliğe… Bir de tabiî ki ayın şefi ve ayın sunumu seçiliyor oylarla…Herkes oy kullanabilir.

Nasıl oy kullanabilirim diyorsanız buradan öğrenebilirsiniz

Bu ay ki malzemeler mandalina, Antep fıstığı ve zencefil.

Benim , Ayın Şefi için hazırladığım tarifim ise şöyle :

ZENCEFİL SOSLU MANDALİNALI BROWNİE

MALZEMELER:

2 yumurta

½ su bardağı tozşeker

½ su bardağı zeytinyağı

2 yemek kaşığı kakao

1 paket vanilya

1 adet mandalina kabuğu rendesi ve suyu

1 tatlı kaşığı zencefil

1 yemek kaşığı Antep fıstığı(bütün)

1 tatlı kaşığı kabartma tozu

Un

KREMASI İÇİN:

3 yemek kaşığı süt kreması

1 yemek kaşığı un

1 yemek kaşığı tozşeker

1 çay kaşığı zencefil

1 mandalina suyu

1 yemek kaşığı ezilmiş Antep fıstığı

½ yemek kaşığı tereyağ

YAPILIŞI:

Browni için yumurta ,şeker ve yağı karıştırın.

Mandalina kabuğunu ve suyunu ekleyin.

Kakao,zencefil,Antep fıstığı ile karıştırıp azar azar unu ekleyin.

Kabartma tozu ve vanilyayı katın.

Boza kıvamına gelince yağlı kağıt serili kalıba 1 -2 parmak yüksekliğinde dökün.

Önceden 175 dereceye ısınmış fırında 25-30 dakika pişirin

Kalıptan çıkarın ters çevirerek dilimleyin

Üzerine kremasını koyarak servis yapın.

Krema için tüm malzemeleri bir cezve içinde karıştırın.

Krema biraz koyulaşana kadar pişirin.

Kaynatmamaya çalışın.

Ilınınca servis yapın.

Afiyet olsun