YAZILAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YAZILAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2013 Cumartesi

5 Ağustos 2012 Pazar

m e n ü



Domates çorbası
Akdeniz yeşillikleri salatası
Süpriz köfte
Fırında baharatlı patates
Güllaç

1 Ocak 2012 Pazar

YENİ YIL DİLEKLERİ


Sevdiğim kim varsa,
kendim de dahil, sevebileceğim herkes de dahil...
Sağlığı iyi olsun.Kalbi ritmini çalsın. Yanakları kiraz pembesi, dudakları bal olsun. Teni sıcak kalsın, enerjisi dışına taşsın. Ciğerlerinden nefes, midesinden gurultu, bacaklarından güç eksik olmasın. Kanı bol olsun, damarlarında dönüp dönüp dolaşsın.



Sevdikleriyle birarada olsun.Kolu kollarına değsin, gözü gözlerinin içine baksın. Lafları birbiriyle başlasın. Nesi varsa, bölüşecek biri olsun; nesi yoksa, bulup getirecek biri olsun. Bu birileri az ama öz olsun. Bazıları dünyada tek olsun. Sevgisinin tamamını harcasın. Harcasın ki, ona büyük bir miras kalsın.




Sevmekten bıkıp usanmayacağı biri olsun.Onun yeri ayrı olsun. Onu soysun, başucuna koysun ama yalan uydurmasın. O herşeyine, her haline tek tanık olsun. Bir hareketiyle güldüren, bir hareketiyle ağlatan olsun. Duyguların hepsi onda olsun. Kalbi buna teslim olsun. Bütün şarkılar onu anlatsın. Aşık olsun, sırılsıklam olsun. Kurumasın.


20 Şubat 2010 Cumartesi

BİSKÜVİ MAKİNESİ İLE HEDİYELİKLER

BEGÜM'E ;
GÖNLÜNCE BİR HAYAT YAŞAMAN DİLEKLERİMLE...
İYİ Kİ DOĞDUN.


BANA BİR MASAL ANLAT BABA
Bana bir masal anlat baba
İçinde denizler balıklar
Yağmurla kar olsun
Güneşle ay

Baba bir masal anlat bana
İçinde bütün oyunlarım
Kurtla kuzu olsun
Şekerle bal

Anlatırken tut elimi
Uykuya dalıp gitsem bile
Bırakıp gitme sakın beni

Bana bir masal anlat baba
İçinde tüm sevdiklerim
İçinde İSTANBUL olsun

TARİF YAKINDA....
MÜZİĞİ DİNLEMEK İÇİN BURAYA TIKLAYIN...

müzik - yeni türkü-bana bir masal anlat baba-hq video klip | izlesene.com

18 Kasım 2009 Çarşamba

Yemek isimleri ne söyler?




Uzun yıllar önce gittiğim restoranlarda ve özellikle de yurtdışında bazı yemek isimlerinin sık sık karşıma çıktığını fark eder ama anlamlarını bir türlü çözemezdim.

Daha sonra ülkemiz restoran manzarası çeşitlendikçe bu tür sık tekrarlanan yemek isimleri burada da karşıma çıkmaya başladı. Vaktiyle benim çektiğim sıkıntıyı çekmelerini istemediğim okurlarım için bazı çok yaygın yabancı isimli yemeklerin adlarının ne anlama geldiğini anlatmak istiyorum.

Alfredo: Daha çok bir makarna sosu olarak bilinen bu sos, 1920'li yıllarda restorancı Alfredo di Lello tarafından yaratılmıştır. Krema ya da beşamel sos ile tereyağı ve peynirin karıştırılması ile elde edilir. Örnek: Fettuccine Alfredo.

Amandine: Bademle yapılmış anlamına gelir. Ya bademe bulanmış ya da üzerine badem serpilmiş olan yemeklere verilen bir isimdir. Örnek: Tavuk Amandine (Almondine).

Au Gratin (O'Graten): Peynir ve/veya ekmek kırıntıları ile kaplanıp üstten ızgarayla veya fırında eritip çıtır hele getirme işlemine verilen isimdir. Peynirli beşamel sos ile kaplayarak fırınlamak da bu anlama gelir. Örnek: Karnabahar O'Graten.

Bruschetta: Duruma göre ‘Brusketta' veya ‘Bruşetta' diye okunur. Kızarmış ekmek dilimi üzerine sarmısak, domates ve taze fesleğen karışımı sürülerek yapılan bir kanepedir.

Carbonara: ‘Karbonara' okunur. Eskiden İtalya'da kömür madeninde çalışan işçilerin geliştirdiği bir yemekmiş. O nedenle ‘karbon' kelimesini içerir. Bir makarna sosudur. İçinde yumurta, krema ve beykın ile parmesan peyniri bulunur. Örnek: Spagetti Karbonara.

Cordon Bleu: ‘Kordon Blö' okunur. Fransızca'da ‘mavi kurdele' anlamına gelen bir kelimedir. Ayrıcalıklı şeflere verilen bir ödüldür bu. İnce dövülmüş bir etin içine giren dolgu malzemesi olup, gruyer peyniri ile jambon ya da prosciotto'dan oluşur. Örnek: Tavuk Cordon Bleu.

Creole: ‘Kriyol' okunur. ABD'nin New Orleans şehrinin pişirme tarzına verilen isimdir. Bu şehir geçmişte Fransız işgalinde kalmış olan bir yer olduğundan, mutfaklarında Fransız etkileri yaygın olarak görülür. Creole mutfağı da işte Fransız etkisinde kalmış olan Güney mutfağıdır. Çok yaygın olarak kullandıkları bir de Creole baharatı vardır ki bu da muhtelif biberlerin kurutulmuş bir karışımıdır.

Florentine: ‘Florentin' okunur. İtalya'nın Floransa şehrinin tarzı anlamına gelir. Yani ‘Floransa usulü' anlamına. İsmi ‘Florentin' olan yemeklerin içinde mutlaka ıspanak bulunur ve çoğu zaman da beyaz sos. Örnek: Tavuk Florentin.

Kiev: Bizde genelde ‘Kievski' şeklinde kullanılan bu isimdeki yemek, maydanozla karıştırılmış ve dondurulmuş tereyağının etrafını ince bir tavuk eti ile sarıp, sonra da bunu ekmek kırıntılarına bulayıp kızartmayı içeren bir yemektir.

Marinara: Domates, sarmısak, soğan ile taze fesleğen ve taze kekik ile yapılan bir sostur.

Niçoise: ‘Nisuaz' okunur. ‘Nice şehrinde hazırlandığı şekilde' anlamına gelir. Bu yemeklerin içinde tipik olarak zeytin, ançuez ve domates bulunur. Örnek: Nisuaz Salatası (Salad Nicoise).

Parmigiana: İtalya'nın yalnızca Parma kentinde üretilen Parmigiano-Reggiano peynirinden yapılan yemeklere verilen isimdir. Diğer tür parmesan peynirleri kullanılarak da yapılabilirler. Bu yemekler peynir ve ekmek kırıntıları ile kaplanıp kızartılarak hazırlanırlar. Örnek: Patlıcan Parmigiana.

Pavlova: Yumurta beyazından yapılan ve fırında çıtır hale gelene dek pişirilen bir mereng (beze) içine çırpılmış krema ve meyve doldurulmak suretiyle hazırlanır. Ünlü Rus balerini Anna Pavlova'nın adını taşır. Sebebi de, Pavlova'nın giydiği kabarık balerin eteklerine (tütü) benzemesidir.

Primavera: İtalyanca'da ‘ilkbahar tarzı' anlamına gelen bir kelimedir. Genellikle taze ve mevsimsel sebzeler kullanılarak yapılan yemeklere verilen bir isimdir.

Provençal: ‘Provensal' okunur. Fransa'nın güneyindeki ‘Provence bölgesinin tarzında' anlamına gelir. Provensal yemeklerde genellikle domates, sarmısak, sardalye ve zeytinyağı bulunur.

Stroganoff: İnce kesilmiş bonfile şeritleri, ekşitilmiş taze krema, mantar ve tereyağı ile yapılan oldukça ‘zengin' bir yemektir. 1890'lı yıllarda St. Petersburg'da düzenlenen bir aşçılık yarışmasında birincilik ödülünü kazanan şefin verdiği bir isimdir. Şef, o sırada Rusya'nın soylu ve ünlü bir ailesi olan Kont Pavel Aleksandroviç Stroganov'un malikanesinde çalışıyormuş ve patronunun ismini bu yemeğe vermiş: Böf Stroganoff.

Tandoori: ‘Tanduğri' okunur ve ‘tandır' anlamına gelir. Çok ünlü bir Hint yemeğinin ismidir. Bu aslında geleneksel bir Hint yemek pişirme metodunun adıdır. Bu yöntemde yemekler, tandır adı verilen tuğla kaplanmış çukur fırınlarda pişirilir. En ünlü örnek Tavuk Tanduri'dir.

Teriyaki: Ünlü bir Japon yemeğinin adıdır. Bu yemekte bir çeşit et, içinde soya sos, zencefil ve şeri olan bir karışımda marine edilir ve ardından ızgarada pişirilir. Örnek: Tavuk Teriyaki.

Verde: İspanyolca'da ‘yeşil' anlamına gelen bir kelimedir. Genelde ıspanak ile renklendirilen ve soğuk balık yemeklerinin üzerine dökülen bir sos türü için kullanılan bir isimdir.

Yazan: ARMAN KIRIM

14 Kasım 2009 Cumartesi

DAHA NE KADAR GDO'LU ÜRÜN YİYECEĞİZ!?
























BİR YILMAZ ÖZDİL YAZISIDIR:

Annaneniz öpülesi elleri parçalanırcasına, ovalaya ovalaya tarhana yaparken, siz, “Aman annane be, boş versene” deyip, marketten hazır çorba alıyordunuz ya... Annane rahmetli oldu ve siz, o tarhananın tarifini annaneden alıp, bir kenara yazmadınız ya... İşte o nedenle, siz, genetiği değiştirilmiş organizma yemekten kurtulamazsınız maalesef.

Ne verirlerse...Onu yiyeceksiniz.

Kız evlat yetiştiriyorsunuz, en iyi okullara gönderiyorsunuz... Piyano çalıyor, İngilizce konuşuyor, Grammy alanları tek tek biliyor. Bilmeli... Ama alt tarafı limon, şeker ve su kullanıp, limonata yapmasını bilmiyor! Yoğurdu çırpıp, ayran yapamıyor, ayran... İşte o nedenle, kızınız, genetiği değiştirilmiş meşrubat içmeye mahkûm maalesef... Torunlarınız da.





devamını merak ediyor musunuz!!! Buraya tıklayın...

29 Aralık 2008 Pazartesi

Glitter Words


Yeni yıl için önce derin bir nefes alın. Öyle ki 365 gün yetsin
Yeni yılda sevin. Ama koşulsuzca seven bir kalbiniz olsun
Yeni yılda spor yapın. Öyle ki zinde bir vücutla geçirin günlerinizi
Yeni yılda zihninizi açın. Olumsuzluk düşünerek geçen bir gününüz olmasın
Yeni yılda yemek yiyin. Yiyin ama yediklerinizden zevk alın
Kısacası yeni yılı yaşayın . Ama yaşadığınızdan keyif alın.

Mutluluk, huzur,sevgi ve bereket dolu bir 2009 yılı geçirmeniz dileklerimle


Ç e r k e z k ı z ı

17 Aralık 2008 Çarşamba

BİRAZ ARA VERİYORUM

ÖNCE MÜZİK ....





MySpace background: CoolSpaceTricks.com

7 Aralık 2008 Pazar

1 Ekim 2008 Çarşamba

BEN YATIYORUM

Akşam annemle babam televizyon seyrediyorlardı.

Annem, 'Geç oldu,' dedi, 'zaten yorgunum, ben yatıyorum.'
Annem kalktı, mutfağa gitti.
Çerez-meyve tabaklarını çalkaladı kaldırdı.
Sabaha hazır olsun diye çaydanlığı doldurdu, demliğe çay koydu.
Şekerliğe baktı, dibinde az kalmış, üstüne ekledi.
Kahvaltı için buzluktan ekmek çıkardı, akşam yemeği için çözülsün diye de
eti aşağıya koydu.
Kahvaltı masasını hazırlamak için masanın üstündekileri topladı.
Telefonu şarja koydu, telefon defterini kapatıp yerine koydu.
Sonra çamaşır makinesinden ıslak çamaşırları çıkarıp astı ve makineyi
tekrar doldurdu.
Banyodaki çöp sepetini boşalttı.
Islak bir havluyu kurusun diye duş perdesinin borusuna astı.
Bir gömlek ütüledi, kopuk düğmesini dikti.Çiçekleri suladı.
Esneyerek gerindi ve yatak odasının yolunu tuttu.
Çalışma masasının yanından geçerken durdu, öğretmene tezkere yazdı, okul
gezisi için para sayıp ayırdı,
eğildi, sandalyenin altına girmiş ders kitabını aldı, masanın üstüne
koydu.
Kek tarifleri defterini çıkardı,arkadaşına söz verdiği tarifi bir kağıda
yazdı, çantasına koydu.
Bakkaldan alınacakları not etti, notu da çantasına koydu.
Sonra gitti, 3'ü 1 arada temizleme losyonuyla yüzünü yıkadı,dişlerini
fırçaladı.
Gece kremini ve kırışık önleyici nemlendiricisini sürdü.
Tırnaklarına baktı, törpüledi.
İçeriden 'sen yatmaya gitmemiş mıydın' diye seslenen babama 'şimdi
gidiyorum' deyip köpeğin su kabını doldurdu.
Kapıları pencereleri kontrol etti, holdeki lambayı yaktı.
Kardeşimin odasına gitti, oğlan uyumuş, lambasını söndürdü, bilgisayarını
kapattı,
gömleğini astı, yerdeki kirli çorapları toplayıp sepete attı.
Bana geldi, 'haydi yat artık, biraz da yarın çalışırsın,' dedi.
Kendi odasına gitti, saati kurdu, ertesi gün giyeceklerini hazırladı.
6 maddelik acil işler listesine 3 madde daha ekledi.
Kendi kendine iyi geceler diledi, hayallerinin gerçekleştiğini gözünün
önüne getirdi.
İşte o sırada babam televizyonu kapattı, ortaya öylece bir 'ben yatıyorum'
dedi ve gitti yattı.
Sizce bu işte bir gariplik yok mu?

Kadınların neden daha uzun yaşadığını merak etmiyor musunuz?
ÇÜNKÜ BİZİM YAPIMIZ UZUN ÇEKİŞLİ
(ve işimizi bitirmeden öyle çabuk çabuk ölemeyiz)!
Şimdi bu yazıyı tanıdığınız olağanüstü kadınlara gönderin - emin olun,
hepsi bayılacaktır.
SONRA DA ARTIK YATIN !

Nermin C.
kaynak: arkadaşımdan gelen bir e-mail'den alıntı...

9 Temmuz 2008 Çarşamba

CANIM BABAMA.....


20 Haziran 2008 Cuma

BİR DALDA İKİ KİRAZ


Mayıs ayında semt pazarlarında, tezgahlarda görmeye başladık ancak ilk günlerinde öyle pahalıydı ki almaya cesaret edemedik .
Haziran ayında ise hem bollaştı hem de fiyatları epey düştü.
Mevsimi geçmeden bol bol tüketin.

Kiraz meyvesi ağrıların dindirilmesinde aspirinden daha fazla etkili oluyor. Araştırıcılar bu etkiyi kirazda bulunan ‘antosiyanin’ isimli kimyasalın yaptığını bildirmektedirler. Kirazda 12-25 miligram arasında antosiyanin bulunmakta ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin aspirinden on kat daha fazla olduğu bildirilmektedir. Araştırıcılara göre, günde 20 kiraz yemek bir aspirin almakla eşdeğer görülüyor. Ayrıca kirazda bulunan antosiyanin maddesi E ve C vitaminlerine benzer antioksidan etkiler yapmaktadır DEVAMI
















Bu fotoğraf ise kiraz ağacının nisan ayındaki hali; baharda kar yağmış misali

15 Haziran 2008 Pazar

BU GÜN BABALAR GÜNÜ


















TÜM BABALARIN BABALAR GÜNÜ KUTLU OLSUN. *******************BU KİTAP DA MİNİK TOSBAA'NIN HEDİYESİ BABASINA....

1 Haziran 2008 Pazar

BİO GILNIŞ

Her şeyin hazırı var diyordum ve pek şaşırmıyordum ama taa ki gılnışın hazırı ile karşılaşana kadar...
Eminim benim gibi çerkez olanlar da şaşıracaktır. Çerkez yemekleri yapan yerler ve çerkez olmayıp da bu yemeği layıkıyla yapanlar tamam da fabrikasyon gılnış beni çok şaşırttı...


Üzerinde gılnış yazmıyor tabi ki ... Makarna usulu pişirin diyor ama gılnışı tanıyanlar bildikleri usulden pişirebilirler.

Yanına da haşlanmış tavuk veya dana eti ni koyunca işte size kolay gılnış.


Neden bio-gılnış diye soracak olursanız işte cevabı:

Üzerinde yazdığına göre organik buğdayla üretilmiş bir ürün. Yani ekolojik, biyolojik ve organik tarımla üretilmiş...


Organik bile olsa bu gıda için benim tercihim ellerimizle yapılmış olanı tabi ki...

6 Mayıs 2008 Salı

KELEBEK ETKİSİ

Uzun bir aradan sonra yeniden merhaba;


Yeni,yeniden,yenilik, yenilenme … v.b. kelimelerle başlamak istedim.

Çünkü baharın gelişi ile yeni bir şeyler yapmaya,yenilenmeye çalışıyorum.

Sağlıklı yaşam ve sağlıklı bir hayat istiyorum.

Oğluma da örnek olmak istiyorum.

O daha 2.5 yaşında ama ağaç yaşken eğilir değil mi?

O büyüdükçe onu bekleyen yaşamın zorluklarını da daha fazla görmeye başladım.

Bir şeyleri yap demek ,ona öğütler vererek doğruları öğretmek bu günün şartlarında doğan ve büyüyen bu afacanlar için geçerli bir yol değil.

Sadece ve sadece kendi yaşamlarımızla onlara örnek olabiliriz ve sadece örnek olarak onlara doğruları öğretebiliriz.

Onlara doğru beslenmeyi ancak kendimiz doğru beslenirsek öğretebiliriz. Kendimiz su tüketmiyorsak ona bunun gerekliliğini öğretemez, spor yapmıyorsak ona spor yap diyemeyiz öyle değil mi??

Tasarruflu değilsek ona tasarrufu öğretemeyeceğimiz gibi , anne babamızı,akrabalarımızı,arkadaşlarımızı,yaşlılarımızı….kısacası insanları önemsemiyor, değer vermiyorsak ona bizi önemsemesini ve insana değer vermesini öğretemeyiz…

Bir tek ben bunu yaptığımda ne olacak demeyin . Bir tek kişinin zamanında yaşamı doğru kavraması,hayatı doğru ve dürüst yaşaması, sağlıklı ve bilinçli bir varlık olması kişiyi ve dolayısıyla dünyayı nasıl etkileyecek biliyor musunuz ?!!

Kelebek etkisi ile…

** James Gleick'in Tübitak yayınlarından çıkan kitabı "Kaos"ta çağdaş fiziğin kavramlarından "Kelebek etkisi" şöyle tanımlanıyor: "Bugün Pekin'de kanatlarını çırpan bir kelebeğin havada oluşturduğu dalgalar gelecek ay New York'ta fırtına sistemlerine dönüşebilir."Aynı yayınevinin "Rastlantı ve Kaos" adlı kitabı ise Edward Lorenz'in "kelebek etkisi" kavramını "Bir kelebeğin kanat çırpmaları bile belli bir süre sonra atmosferin durumunu tümüyle değiştirebilir" diye açıklıyor. Kaynak

Yukarıdaki kitapların dışında konu ilginizi çekti ise Kelebek Etkisi filmini de mutlaka izlemelisiniz. Bir çocuğun küçükken yaşadıklarının gelecekteki etkilerini,bir kartopunun nasıl bir çığa dönüşebileceğini mutlaka görmelisiniz….

Sevgiyle ve sağlıkla kalın...



14 Şubat 2008 Perşembe

MOLA....



Bugunlerde herkes gitmek istiyor.

Küçük bir sahil kasabasina,bir baska ülkeye,daglara, uzaklara...

Hayatindan memnun olan yok. Kiminle konussam ayni sey...

Her seyi, herkesi birakip gitme istegi.

Öyle ''yanina almak istedigi üç sey'' falan yok.

Bir kendisi.

Bu yeter zaten. Her seyi, herkesi götürdün demektir.

Keske kendini birakip gidebilse insan.

Ama olmuyor.

Hadi kendimize raziyiz diyelim, öteki de olmuyor.

ani her seyi yüzüstü birakmak göze alinamiyor.

Böyle gidiyor iste. Bir yanimiz ''kalk gidelim'',

öbür yanimiz "otur'' diyor.

''Otur'' diyen kazaniyor. O yan kalabalik zira.

Is, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile, güvende olma duygusu..

En kötüsü aliskanlik.

Aliskanligin verdigi rahatlik, monotonlugun dogurdugu bikkinligi

yeniyor. Kaliyoruz.

Kus olup uçmak isterken agaç olup kök saliyoruz.

Evlenmeler...

Bir çocuk daha dogurmalar...

Borçlara girmeler...

Bir köpek bile bizi uçmaktan alikoyabiliyor.

Misal, ben...

Kapidaki Rex'i birakip gidemiyorum. Degil bu sehirden gitmek,

iki sokak öteye tasinamiyorum. Alip götürsem gelmez ki...

Bütün sokagin köpegi oldugunun farkinda.

Herkes onu, o herkesi seviyor.

Hangi birimizle gitsin?

''Sirtinda yumurta küfesi olmak'' diye bir deyim vardir;

evet, sirtimizda yumurta küfesi var hepimizin.

Kendi imalatimiz küfeler.

Ama egreti de yasanmaz ki bu dünyada. Ölüm var zira.

Ölüme inat tutunmak lazim. Inadina kök salmak lazim.

Bari ufak kaçislar yapabilsek.

Var tabii yapanlar. Ama az. Sadece kaymak tabakasi.

Hepimiz kaçabilsek...

Bütçe, zaman, keyif...

Denk olsa. Gün içinde mesela...

Küçücük gitmeler yapabilsek.

Ne mümkün.

Sabah 09.00, aksam 18.00.

Sonra baska mecburiyetler.

Sıkışıp kaldık.

Sirf yeme, içme, barinmanin bedeli bu kadar agir olmamali.

Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.

Bir ömür karsiligi bir ömür yani.

Ne saçma.

Bahar midir bizi bu hale getiren?

Galiba.

Ben her bahar ásik olmam ama her bahar gitmek isterim.

Gittigim olmadi hiç.

Ama olsun... Istemek de güzel.

CAN YÜCEL


foto kaynak

7 Şubat 2008 Perşembe

ç e r k e z k ı z ı b i r y a ş ı n d a



Tam 1 yıl öncesi:

Oğlumun doğumuyla iş hayatıma bir süreliğine ara vermişken;
Canım sıkılıp ne yapsam diye düşünürken;
İnternette dolaşıp yemek bloglarını gezerken;
Ben de bir web sitesi kurabilir miyim derken;
Blogcu ile tanıştım…

Hemen mutfağa koşup ilk tarifimi; irmikli muhallebiyi yaptım
Heyecanla fotoğrafını çektim
Hemen yayınladım.

Derken ikinci,üçüncü tarifler geldi..

100.tarifden sonra blogspota taşındım.

Birinci yılın sonunda 156 adet tarif ve yazı ile bir çok arkadaş edindim.
İade-i ziyaretlerde vakitsizlikten dolayı sıkıntı yaşasam da ;tanıdığım ve hiç tanımadığım ama gönülden tanıyıp sevdiğim arkadaşlarıma , çerkezkızına
yaptıkları ziyaret ve yazdıkları yorumlar için çok teşekkür ediyorum .

Blog’u olan arkadaşlarım bu mesajların önemini ve gücünü mutlaka biliyorlar ve anlıyorlardır.

İsterdim ki bu güzel günde bir arada olalım ve birlikte kutlayalım ama bu mümkün değil.
Fakat aşağıdaki resimde PLAY yazısını tıklarsanız bu günü paylaşabiliriz .
Bilgisayarınızın sesini açmayı unutmayın...

ÇERKEZKIZI




31 Aralık 2007 Pazartesi

YENİ YIL GELDİ



Glitter Words ' de görüşmek üzere...


24 Kasım 2007 Cumartesi

GÜLE GÜLE ESRA

Çok güzel bir başlangıca çok zor bir nokta koydun,birlikte daha yapacak çok şeyimiz ve alacak daha çok yolumuz vardı Büyüleyen mutfak kokusu...


Esra'ya Allahtan rahmet yakınlarına da sabır diliyorum.